S/4HANA dönüşümü, bugün birçok organizasyon için kaçınılmaz bir gündem maddesi haline gelmiş durumda.
Ancak gerek küresel ölçekte gerçekleştirilen araştırmalar gerekse sahadaki uygulamalar, dönüşüm programlarının başarısını belirleyen temel unsurun teknoloji seçiminden ziyade karar alma yaklaşımı olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Pek çok kurum Cloud ERP’yi ağırlıklı olarak bir sistem dönüşümü olarak ele alırken; başarılı örnekler bu süreci iş modeli, süreçler ve organizasyonel yetkinliklerin bütüncül dönüşümü olarak konumlandırıyor. Bu iki yaklaşım arasındaki temel fark, projenin başlama anında değil; proje daha başlamadan önce verilen stratejik kararlarda kendini gösteriyor.
➥ Ortak Başlangıç Noktası: Belirsizlik
SAP Bulut dönüşümü gündeme geldiğinde, birçok organizasyonda benzer bir tabloyla karşılaşılıyor:
- Gelecek ERP mimarisi ve uzun vadeli hedef resmin net olmaması
- Mevcut iş süreçlerinin olgunluk ve karmaşıklık seviyesinin objektif biçimde değerlendirilmemiş olması
- İş ihtiyaçları ile sistem kabiliyetleri arasındaki sınırların yeterince net çizilmemesi
- IT, Finans ve Operasyon fonksiyonlarının ortak bir öncelik setinde buluşamaması
Bu çerçevede yönetim ekiplerinin gündemine gelen sorular son derece doğal:
- Greenfield mı, Brownfield mı ilerlemeliyiz?
- Public Cloud mu, Private Cloud mu daha doğru tercih?
- Süreçlerimiz standardizasyona ne ölçüde hazır?
- Dönüşümün gerçek iş değeri ve yatırım geri dönüşü nedir?
- Uygulama, uyarlama ve değişim maliyetleri hangi seviyede gerçekleşir?
Sorular doğru. Ancak bu sorulara yeterli hazırlık yapılmadan verilen yanıtlar, dönüşüm programları açısından en büyük risk alanını oluşturuyor.
➥ Küresel Araştırmalar Ne Söylüyor?
KPMG’nin SAP dönüşümlerine yönelik küresel çalışmaları ve bağımsız akademik araştırmalar, başarısız olan ya da beklenen iş değerini yaratamayan programlarda üç temel ortak noktaya işaret ediyor:
- Varsayımlara dayalı ve erken aşamada alınan kararlar
- Yetersiz süreç olgunluğu ve standartlaşma seviyesi
- İş değeri yerine teknoloji odağında kurgulanan business case’ler
Araştırmalar, dönüşüm programlarının önemli bir bölümünde başlangıçta öngörülen bütçe ve zaman planlarının ilerleyen fazlarda ciddi biçimde revize edildiğini gösteriyor. Bunun temel nedeni çoğu zaman yanlış ERP yaklaşımı değil; yanlış zamanda alınan ERP kararı oluyor.
➥ Erken Kararın Görünmeyen Maliyeti
Hazırlık süreci yeterince yapılandırılmadan alınan SAP dönüşüm kararlarının sahadaki yansımaları büyük ölçüde benzerlik gösteriyor:
- İş karmaşıklığını yeterince karşılamayan mimari tercihler
- Dönüşüm maliyetleri ve sürelerinin sistematik biçimde hafife alınması
- Aşırı özelleştirme sonucunda artan teknik borç
- Alternatif olarak, işin gerçekten farklılaştığı alanların standardizasyon adına göz ardı edilmesi
- “Fit-to-standard” yaklaşımının uygulamada karşılık bulamaması
- Düşük kullanıcı adaptasyonu ve yüksek değişim direnci
- Uzun vadede organizasyonu yanlış bir platforma stratejik olarak kilitleme riski
Bu noktada sorun SAP ya da Cloud ERP yaklaşımı değildir.
Asıl sorun, kararın yeterli analitik zemin oluşmadan verilmiş olmasıdır.
➥ Başarılı Programları Ayrıştıran Temel Faktör
Küresel ölçekte başarılı SAP dönüşümleri incelendiğinde net bir ortak desen ortaya çıkıyor:
Başarılı organizasyonlar ERP kararını bir başlangıç noktası olarak değil, yapılandırılmış ve disiplinli bir hazırlık sürecinin doğal sonucu olarak konumlandırıyor.
Bu hazırlık sürecinde aşağıdaki kritik sorular net biçimde yanıtlanıyor:
- Hangi süreçler gerçekten standart, hangileri iş için kritik birer farklılaştırıcı?
- Standardizasyon hangi alanlarda değer yaratıyor, hangi alanlarda değer kaybına yol açıyor?
- Dönüşümün finansal etkisi yalnızca IT bütçesi üzerinden mi, yoksa toplam iş performansı üzerinden mi ölçülüyor?
- Organizasyon, bu değişimi yönetecek kapasite ve yetkinliğe sahip mi?
- Değişim yönetimi, proje sonrasına mı bırakılıyor yoksa proje öncesinde mi ele alınıyor?
Bu sorular netleşmeden alınan kararlar dönüşümü hızlandırmıyor; aksine ilerleyen aşamalarda yeniden tasarım, ek maliyet ve organizasyonel yorgunluk olarak geri dönüyor.
➥ Karara Hazır Olmak Ne Anlama Geliyor?
SAP Cloud dönüşümü bağlamında “karara hazır olmak” şu unsurları içeriyor:
- Mevcut durumun varsayımlar yerine veriye dayalı olarak anlaşılması
- Alternatiflerin teknik özellikler üzerinden değil, iş değeri üzerinden karşılaştırılması
- Dönüşüm risklerinin en baştan görünür kılınması
- Organizasyonun yalnızca sistemi değil, çalışma biçimini de dönüştürmeye hazır olması
Bu yaklaşım, ERP kararını bir teknoloji tercihi olmaktan çıkararak stratejik bir yönetim kararı haline getiriyor.
✦ Sonuç:
Hız Değil, Doğru Sıralama Kazandırır
SAP Cloud dönüşümü bir hız yarışı değildir.
Bu yolculukta başarıyı getiren unsur, en hızlı kararı vermek değil; doğru adımları doğru sırayla atmaktır.
Küresel deneyimler net bir mesaj veriyor:
ERP dönüşümünde rekabet avantajı, erken karar veren organizasyonlarda değil; karara en hazır olan organizasyonlarda ortaya çıkıyor.
Bu perspektifle ele alınan Cloud dönüşüm programları, birer IT projesi olmanın ötesine geçerek ölçülebilir iş değeri üreten ve sürdürülebilir dönüşüm sağlayan stratejik programlara dönüşüyor.
Bize Ulaşın
Bize ulaşın
- Ofis adreslerini bul kpmg.findOfficeLocations
- kpmg.emailUs
- Sosyal Medya @KPMG kpmg.socialMedia