Teknolojik gelişimin özellikle son yıllarda kazandığı ivme; başlangıçta tanımlanmış ancak süreç içinde geçerliliğini yitiren gereksinimler, sonradan ortaya çıkan ve mevcut planlamayı geçersiz kılabilen yeni standartlar ile bu ivmeye yetişemeyen regülasyonların sonradan getirdiği kısıtlamalar ve yükümlülükler ile birleştiğinde; tanımlanan gereksinimlerin ihtiyacı karşılayamaması, önceden yapılan çalışmaların atıl kalması ve proje kapsamının değişmesi gibi nedenlerle kaynakların verimsiz kullanımına ve uyuşmazlıkların ortaya çıkmasına yol açabilir.
Teknoloji projeleri doğaları gereği karmaşık oldukları ve çoğu zaman geleneksel yapıların dışında kaldıkları için ve birden çok uzmanlık alanını ve organizasyonel birimi içeren yapılarıyla, etkili koordinasyon ve iletişim stratejileri geliştirilmediği takdirde; bilgi asimetrisi, sorumluluk karmaşası ve beklenti uyuşmazlıklarına açık hale gelebilir.[1] Özellikle teknik uzmanlar ile iş birimleri arasındaki terminoloji farklılığı, taraflar arasında farkına varılmayan anlamsal kopukluklara sebep olup, hedef ve gereksinimlerin taraflar arasında tutarlı bir biçimde yorumlanmamasına ve stratejik uyuşmazlıklara sebep olabilir.
Bu uyuşmazlıklar yeni teknolojilerin geliştirilmesi, test edilmesi, üretilmesi ve pazarlanması aşamalarında; teknik gereksinimler, kaynak yönetimi, fikri mülkiyet hakları ve ticari anlaşmalar gibi pek çok farklı teknoloji geliştirme aşamasında meydana gelebilir.
Teknoloji geliştirme süreçlerinde ortaya çıkabilecek uyuşmazlıklar aşağıda örneklerle desteklenerek derlenmiştir: